Özden Örnek'in darbe günlüklerinde dolaylı olarak da bulunan bu iddianın sahibi ise Ergenekon tutuklusu olmasına rağmen, GATA'da tedavi gören ve 'Karakutu' olarak isimlendirilen emekli tuğgeneral Levent Ersöz. Bizzat Balyoz planları içinde bulunduğunu söyleyen Ersöz’ün bir seminerde yaptığı iddia edilen bir konuşması, bugün internet sitelerine düştü. Ersöz'ün konuşması, 2002-03 dönemine önemli oranda ışık tutuyor.
Kendisine ait olduğu öne sürülen konuşmasında emekli tuğgeneral Ersöz şu ifadeleri kullanıyor: "Ağır kaçacak ama Aytaç Yalman, 2003-2004 yılında komutanların hepsini de satan bir adamdır. Komutanları satan bir adamdır. Genelkurmay başkanına satan kişidir yani. Çok kirli bir adamdır. 19 Mart 2003, bu tarih çok kritik bir tarihtir Türk Silahlı Kuvvetlerinin. Gidip Hilmi Özkök'e komutanların hepsini gammazladı. Şener Paşa, Hurşit Paşa, ben, efendime söyliyim Atilla, ondan sonra Kemal Yavuz Paşa, Tuncer Kılınç Paşa, Erdal Paşa, hepsini sattı.”
Ersöz’ün bu konuşması ise akıllara 9 Mart cuntasını getirdi. Bir farkla, 9 Mart cuntasını yarı yolda bırakıp Genelkurmay’la birlikte 12 Mart’ı gerçekleştiren Muhsin Batur’un aksine Aytaç Yalman orada durdu ya da durduruldu. TSK’nın başında bulunduğu Hilmi Özkök yeni bir 12 Mart’a mahal vermerdi.
9 MART CUNTASI NEDİR?
9 Mart cuntası, başını Hava Kuvvetleri komutanı Muhsin Batur'un çektiği, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler’in de dahil edildiği, sivil olarak Mümtaz Soysal, İlhan Selçuk Cemal Reşit Eyüpoğlu, İlhami Soysal gibi gazetecilere, Doğan Avcıoğlu gibi akademisyenlere yaslanan ve Türkiye’de Irak ile Suriye’de olduğu gibi Basçı bir model meydana getirmeyi arzulayan bir Silahlı Kuvvetler cuntasıydı. Esas ismi ise 27 Mayıs’a da katılan Cemal Madanoğlu Cuntası’ydı. Ordu içindeki genç subaylarla birlikte 9 Mart 1971’de darbe planladığı için bu isimle anılıyordu.
Bugün her adımlarında, her nefeslerinde, devlet içinden birilerinin teknik takibi altında olduğu ortaya çıkan Balyoz cuntası gibi, 9 Martçılar da, o sırada içlerinde bulunan ve ondan başka herkesten şüphelendikleri Mahir Kaynak gibi bir MİT'çi ile Korgeneral Atıf Erçıkan'ın izlemesi altındaydı; attıkları her adım, o zamanın devleti varsayılan Genelkurmay karargahı tarafından biliniyordu. Ve bu karargah, Muhsin Batur ile Faruk Gürler’e baskı yapıp biraz da tehditle kendi taraflarında yer almalarını sağlayınca, yeni bir 27 Mayıs akim kaldı. Muhsin Batur ve Faruk Gürler’in yolda bırakmasıyla, 9 Mart cuntasının diğer paşaları ile sivil ayaklarına Ziverbey yolu gözüktü.
Hatta bazı solcular, 12 Mart’taki muhtırayı, kendi cuntalarının verdiğini sanarak, zafer naraları atmış, soluğu Ziverbey’de alınca gerçekle yüzyüzü gelmişti.
Genelkurmay’ın o dönemki başkanı Memduh Tağmaç ise ordunun siyasete karışmaması gerektiğini savunan bir subaydı. Gürler ve Batur’u yanına çekerek, bir muhtırayla dönemin atlatılmasını sağlamıştı.
ERGENEKON İLE 9 MARTÇILAR ARASINDAKİ BİR BAŞKA BENZERLİK!
Üçüncü Ergenekon iddianamesinde Ergenekon terör örgütünün adının nereden geldiğine ilişkin ilginç bir bilgi yer alıyor.
Ergenekon sanıklarından Albay Hüseyin Vural`ın arşivinden 9 Mart 1971`de kurulmuş `Ergenakon` isimli bir örgütle alakalı kartların bulunduğu tespit edildi. Albay Vural`dan çıkan belgelerdeki detaylara göre, Ergenekoncular, 9 Mart cuntacılarından esinlenmiş. 9 Martçılar, o dönemki ifadesiyle `Ergenakon`u parola olarak kullanmış.
Aynı zamanda eski bir MİT mensubu da olan emekli deniz kurmay albay Hüseyin Vural’ın Erol Mütercimler ile yaptığı ve dinlemeye takılan telefon görüşmesine göre, Vural, Mütercimler’e, `Ergenekon nedir biliyor musun?` diye soruyor. Mütercimler`in `Yo hayır siz söyleyin belli ki bi şey var kritik bi şey var.` cevabı üzerine Vural, `Dokuz Martçıların İstanbul grubunun koyduğu isimdir, o paroladır` itirafında bulunuyor. Eski MİT`çi Vural, görüşmenin devamında bu konuyu kimsenin bilmediğini, sadece İstanbul grubu askerlerinin bildiğini de ifade ediyor.