Sadi Somuncuoğlu referandumda hayır diyecek
Türkiye’nin, devletin kuruluş esaslarını yıkacak bir yola girmem...
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Haftanın provakatörü ünvanı hiç kuşkusuz ona verilir.. İnegöl ve Dörty...
Hatay Ülkü Ocaklarından Şehit Ailelerine Plaket
Ülkü Ocakları Hatay İl Başkanlığı tarafından '12 Eylül 1980'de idam ed...
Kürt Dosyası Açılımdan Önce Mutlaka Okunması Gerek
Bu sıralar bir açılım dır gidiyor... Adına ister Kürt Açılımı , iste...
Gen.Kurmay ve Emniyet Yakalama Emrini Uygulayamaz
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen yakalama emri ile ...
 

Paralı ve parasız Gazeteci Ajan tartışması

  Bu haber 15 Mart 2010, Pazartesi 14:35:08 eklenmiştir. 78 kez okunmuştur.
Sabah Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, 28 Şubat'la ilgili müthiş ifşaatlarda bulundu. MİT'in paralı ve gönüllü ajanlarını açıkladı.

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Siz 28 Şubat döneminde Sabah Gazetesi’nin yönetim kadrosundaydınız. O günlerde neler yaşandığını çok iyi biliyorsunuz. O günlerde gazete yönetimleriyle generaller arasındaki ilişki nasıldı?

Ben o dönemde yazı işleri müdürüydüm. Genel Yayın Müdürü Zafer Mutlu’dan sonra gazetede ben vardım. Askerlerin mesajları bize, Sabah’ın Ankara Temsilci Fatih Çekirge üzerinden geliyordu. Mesela Zafer Mutlu Alevidir ve Kürt’tür. Ankara bürodan sık sık, Zafer Mutlu’nun bu Alevi ve Kürt kimliğinin onun aleyhine kullanılabileceği mesajları gelirdi. Bu da Zafer Mutlu’yu çok tedirgin ederdi.

Kim gönderiyordu bu mesajları?

Herhalde asker gönderiyordu. Zaten Çiller Hükümeti düşürülürken ve DYP dağıtılırken, hükümetten istifa etmeleri için kimi bakanlara Alevi kökenlerinden dolayı çok baskı yapıldı.

Gazete merkezlerine generallerden talimatlar Ankara üzerinden ne şekilde gelirdi?

O sırada Sabah’ın Ankara temsilcisi olan Fatih Çekirge, ‘ şu paşayla konuştum’ diye bizi telefonla arardı. Fatih’in bizimle yaptığı konuşmalardan anlardık askerlerin ne isteyip ne istemediklerini. Askerler hoşlanmadıkları bir şey yayınlandığında Fatih’i telefonla arıyorlardı. O da bize, ‘çok rahatsız oldular, köpürdüler’ diye haber veriyordu.

Diğer gazetelerde de aynı sistem mi işliyordu?

Bildiğim kadarıyla Ertuğrul Özkök, askerlerle yakın bir gazeteci. Zaten Hürriyet devlet gazetesidir. Dolayısıyla onların askerle ilişkisi bizimkinden çok farklıydı. Askerlerle iç içe gibidir onlar. Ama şu var. Biz o dönemde Tansu Çiller’e, Necmettin Erbakan’la koalisyon kurdu diye çok öfkelendik. Sabah Grubu olarak kendimizi ihanete uğramış olarak gördük.

Niye?

Sabah’ın sahibi Dinç Bilgin Avrupa yanlısıydı ve askerin siyasete müdahale etmesine karşıydı. Tansu Çiller Sabah’ın siyasetçisiydi. Sabah Grubu, DYP Başkanı Tansu Çiller’i çok destekledi. Onun için çok kavga etti ve epey tiraj kaybetti. Ama Çiller’in bu desteğe rağmen gidip Necmettin Erbakan’la koalisyon için anlaşması ve RefahYol hükümetini kurması Dinç Bey’i şoke etti. O günü çok iyi hatırlıyorum.

O gün tam olarak ne yaşandı?


Fatih Çekirge Ankara’dan telefonla aradı. Tansu Hanım, Erbakan’la hükümeti kuruyor’ dedi. Ben, gene de çok emin olamadığım için ‘RefahYol’a doğru’ diye bir manşet attım. Manşeti görünce Dinç Bey’in yüzü asıldı. ‘Oğlum olmayacak şeylere amin diyorsunuz. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Aydın Bey’le (Aydın Doğan) ben varız böyle bir koalisyon mümkün değil. Biz buna karşıyız’ dedi. Dinç Bey, Çiller’in medyayı karşısına alamayacağını, medyaya rağmen RefahYol hükümetini kuramayacağını düşünüyordu.

Niye bu kadar emindi?


Çünkü o dönemde siyasiler çok zayıftılar. O akşam Zafer Mutlu Londra’dan aradı. Tansu Hanım beni aradı, koalisyon protokolünü imzalamış. Erbakan başbakan diye manşet yapalım’ dedi. İki sene Erbakan, iki sene Çiller başbakan olacak diye protokol imzalamışlar. Nitekim Sabah’ın Çiller’le ve hükümetle ilişkileri ondan sonra gerilmeye başladı. Hatta Hyaatt Oteli’nde bir Sabah yöneticisi için verilen davette, Dinç Bey, Çiller için, ‘Hata yaptı, bedelini öder’ dedi.

Sabah Grubu’nun askerlerle yakın ilişkisi o günden sonra mı başladı?

Türkiye’de gazetelerin Ankara bürolarının askerle ilişkisi zaten hep vardı. Çünkü asker, politik hayatın bir gerçeğiydi. O sıralar, Genelkurmay’a davet edilmek, bir asker, general tanımak çok önemliydi. Hürriyet Grubu ise zaten o dönemde Çiller’le kanlı bıçaklıydı. İşte o sırada Doğan Grubu’yla Sabah Grubu arasında kartel ilişkisi kuruldu.

Kartel ilişkisi ne demek?

Fiyatı beraber belirleyeceklerdi. Birbirlerinden adam almayacaklardı.

O dönemde medyaya bu iki grup hakimdi. Birinden ayrılan sonsuza kadar işsiz kalıyordu, gazeteciliği bırakmak zorunda kalıyordu. Köle ticareti gibi bir durum değil miydi bu?

Tabii.

Gazetecilere karşı yapılan bu anlaşmanın bir benzeri siyasetçilere karşı da yapıldı mı o dönemde peki?

Tabii… Doğan ve Sabah Grubu ayda bir Beyti lokantasının üst katında toplanırdı. Ertuğrul Özkök, Zafer Mutlu, Aydın Doğan, Mehmet Ali Yalçındağ, Dinç Bilgin, Kenan Sönmez akşam yemeğinde buluşuyorlardı ve o yemekte her şeyi konuşuyorlardı. Hürriyet hep askerciydi de… Sabah Grubu öyle değildi. Sabah, 28 Şubat döneminde değişti. Bir de o zaman Amerika’nın eski Ankara büyükelçisi Abromovitz Sabah’a çok gelip gitti. Dinç Bey’le konuştu.

Anlamadım…

Erbakan, Türkiye’nin Başbakanı olarak gittiği Libya’da, Kaddafi’den çadırda fırça yemişti. Bu fırçadan sonra Abramovitz geldi mesela. ‘Türkiye gibi bir devlet nasıl böyle bir aşağılanmaya katlanabiliyor? Bu Türk askerlerini tanıyamıyorum. Sünepe olmuşlar, falan gibi…’ laflar etti. Zaten 28 Şubat’ın organizasyonunda, Amerikan devleti adına en önemli ayak oydu.

28 Şubat’ı ABD mi organize etti sizce?

Tabii… Yanılmıyorsam… Abramowitz, bu iş için devreye girmeden önce, Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nda Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerden bütün Türkiye ve bölge uzmanları ortak bir toplantı yapıyorlar. Darbe değil ama, darbe benzeri bir müdahale üzerinde anlaşıyorlar. Yol haritası o şekilde çiziliyor. Abramovitz o sırada emekli büyük elçiydi. Türkiye’yi çok iyi bilen ve herkesi tanıyan biri olarak Türkiye’ye gelip gidiyordu. O zamanlar, Zafer Mutlu’yla yaptığı görüşmelerde, ikisi arasındaki tercümeleri ben yapıyordum. Abramovitz, Dinç Bey’le de bir, iki kez görüştü.

Abramovitz ne istiyordu medyadan?

28 Şubat’ın alt yapısını hazırlıyordu herhalde. RefahYol hükümetinin Türkiye’ye zarar verdiğini düşünüyordu. Sanıyorum Erbakan’ın bölge politikasından İsrail çok rahatsız olmuştu. O sırada Erbakan’ın kabinesinde Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener bakandılar ama Erbakan’a karşı kimsenin sesi çıkamıyordu.

Peki Refah kapatıldı yerine AK Parti kuruldu ve ilk seçimde Abdullah Gül başbakan oldu. ABD, Gül’ün başbakanlığına karşı çıkmadı, öyle değil mi?

Bilmiyoruz. Bakın şimdi Ergenekon soruşturmasıyla, 2002 -2003 darbe planları ortaya çıkıyor. Demek ki AK Parti hükümetine karşı bir darbe için alt yapı hazırlıkları yapılmış. Belki Genelkurmay karargahının bu planlarla doğrudan bir ilgisi vardı ve sonra yaşanan gelişmelerle tablo değişti. Çünkü şu bir gerçek. 1960 ihtilalinden sonra, alt kadrolar yanlış yapmasınlar diye orduda öyle müthiş bir istihbarat ağı kuruldu ki, Genelkurmay karargahının ve genelkurmay başkanının bilgisi olmadan orduda hiç bir darbe hazırlığı yapılamaz.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz, bu ay başında gene ortaya çıktı ve Türkiye’nin İran’la ve Rusya’yla artan ilişkileriyle ilgili yeni uyarılarda bulundu. İsrail’le gerginliğin ABD’deki muhafazakar kesimleri i kızdırdığını, Başbakan Erdoğan’ın Gazze’de yaşananlara ‘soykırım’ demesinin Türkiye’nin Batı’daki duruşuna zarar verdiğini , Türkiye ile ABD ilişkilerinin önümüzdeki birkaç yılda zorluklar yaşayacağını söyledi. Abramowitz, Türkiye’deki kutuplaşmanın daha derinleşeceğine de dikkat çekti. Koalisyon hükümeti olasılığını bile dile getirdi. Abramovitz’i yakından izlemiş biri olarak, onun bu yeni açıklamalarını nasıl yorumluyorsunuz?

Obama, Ermenistan sınırının açılmamasına çok bozuldu. Abramovitz, Amerikan yönetiminin AK Parti hükümetinden rahatsızlığını ortaya koyuyor. Amerika’yla ilişkilerde sıkıntılı bir dönem başlıyor. İsrail lobisinin görüşlerini dile getiren ama Neocon olmayan biridir Abramovitz. Amerikan politikasında önemlidir. Eğer yaşı ilerlemiş olmasaydı, bugün Obama yönetiminde yer alırdı. Abramovitz, Türkiye konusunda söyledikleri kabul gören biridir. Ben olsam, onun sözlerini ciddiye alırım.

Gazeteci-asker ilişkilerine dönersek… Generallerden gazetelere talimatlar gelir miydi?

Ankara büroya gelirdi.

Neler yazılmasını isterlerdi?

Sincan olayını çok önemserlerdi. ‘Dört yıldızlı uyarı’, ‘Komutanlar rahatsız’ gibi manşetler atılmasını isterlerdi. Bu manşeti hangi generalin attığını bilemiyorum. Belki o manşeti general atmazdı da, bizim Ankara büro manşet bulamayınca bunu oturup yazardı… Ama şu var. Bu herhalde bizim de işimize geliyordu. Dediğim gibi o sırada hem Çiller’e büyük bir öfke vardı. Hem de Erbakan’a, ‘Türkiye’yi Suudi Arabistan yapacak’ diye bir güvensizlik vardı. Bizim de o sırada, solculuktan gelen ateist damarımızla, dinle ilgili her şeye şüpheyle bakan laikçi damarımız birleşmişti. RefahYol koalisyonunun, hayat tarzımızı değiştireceğini düşünüyorduk ve askeri doğal müttefikimiz olarak görüyorduk.

Psikolojik harbin ürünü olduğu apaçık olan o Fadime manşetlerine gerçekten inanıyor muydunuz?

Şeriat tehlikesi yaşandığına yüzde yüz inanıyorduk. Bizler aktif laiklerdik. Sadece rahmetli Ahmet Vardar ve Salih Memecan bu yayın politikasına ve askerle işbirliğine çok kesin karşı çıkıyorlardı. Can Ataklı, Çiller’e yakındı, o dabenimsemiyordu. Mehmet Barlas da yayın politikasına karşı çıkıyordu. Geri kalan herkes RefahYol hükümetinin gitmesini istiyordu.

Darbeyle gitsin, öyle mi?

Biz o dönemde, askerle müttefik olmaktan rahatsız değildik. Türkiye’yi belaya sürükleyen bir hükümete karşı düzen kavgası veriyorduk biz. 28 Şubat’ı darbe olarak görmemiştik.

Bugün baktığınızda ne görüyorsunuz peki?

Korkunç tabii.

Askerler, nelerin yazılmasına kızarlardı?

Askerler, kendilerini eleştiren, hükümeti öven yazıların yayınlanmasını istemiyorlardı. Ben 28 Şubat sürecinin sonuna doğru depresyona girdim zaten. Benim o dönemde gazetede en önemli işim, oturup bütün köşe yazılarını okumak ve yazarları tek tek sansürlemekti. 28 Şubat’taki baskılar, bizlerde öyle tuhaf bir duygu ve ruh hali oluşturmuştu ki… En ufak bir cümle bile hükümet yanlısı, asker karşıtı gelebiliyordu bize. Ben o bölümleri yazılardan siliyordum.

Yazarları çok sansürlediniz mi o günlerde?

Çook… Bir korku atmosferi oluşturulmuştu. Düşünün, 28 Şubat’ın generali Erol Özkasnak, Mehmet Altan için ‘onu süngüye oturtup Güneydoğu’da dolaştırırım’ demişti. Faşizmin ne olduğunu, o döneme baktığımda şimdi daha iyi anlıyorum. İnsanın bayağı ruhunu ele geçiriyor faşizm. Bir gün Zafer Mutlu yazı işleri toplantısına geldi, Manşeti, ‘de-de rahatsız’ yapalım dedi.

De-de mi?

Derin devlet yani… Sonra, ‘bu manşet, bela çıkarır başımıza’ dedi ve de-de başlığından vazgeçtik. Beş dakika sonra Fatih Çekirge Ankara’dan telefonla aradı. ‘De-de manşeti atıyormuşsunuz. Beni aradılar. Yapmayın’ dedi. Haber anında askere gitmiş.

Ajan gazetecilerin sayısı basında çok mu fazladır?

Çok fazladır. Meşhur bir Hayri Birler olayı vardır. Hürriyet’in Ankara bürosunda ikinci adam olarak çalışırken, esas işi açığa çıkıyor ve Hürriyet’ten ayrılıyor ve gerçek işine geri dönüyor. MİT’in Diyarbakır bölge müdürü oluyor.

Bu ajan gazeteciler ne yaparlar?

Karakter suikasti yaparlar. İstihbarat kurumları, onlara şu adamı yıpratın der ve onlar da yıpratırlar. Suçlayıcı ve çarpıtma haberleri ve yazılarıyla yıpratırlar. Biz, ‘Sabah Grubu’nda ajan gazeteci var mıydı, varsa bunlar kimlerdi’ bilmiyorduk. Bir tek Ünal İnanç’ı biliyorduk. O da Ankara büroda alt kademede biriydi. Ama Hürriyet Grubu’nda Fatih Altaylı’nın, Tuncay Özkan’ın MİT’le ilişkileri biliniyordu. Bizde öyle bilinen gazeteci yoktu.

Onlar nasıl biliniyordu peki?

Eski MİT yöneticisi Mehmet Eymür, onları açıkladı. Zaten geçen gün bir gazeteci arkadaşımız anlattı. 28 Şubat’tan sonra gazeteciler Mesut Yılmaz’la yemekteler. Fatih Altaylı’yla Tuncay Özkan, Yılmaz’ın önünde, ‘MİT’te kim maaşlı, kim gönüllü çalışıyordu’ tartışması bile yapmışlar birbirleriyle. Yani kendileri anlatıyorlar bunu. Güya biri paralı çalışıyormuş, biri de gönüllü. Kendi aralarında bu konuda atışıyorlar. ‘Sen MİT’ten para alıyorsun, yok ben almıyorum, sen alıyorsun’ diye kendi aralarında tartışmışlar.

Şaka değil, değil mi bu?

Hayır, şaka değil.

O dönemde Sabah’ın sahibi olan Dinç Bilgin de, gazetelerde Ankara bürolarının çok önemli rolleri olduğunu söyledi. O dönemde diğer gazetelerin Ankara bürolarının askerle ilişkisi nasıldı?

Hepsinin askerle ilişkisi iyiydi. 2002 yılında ben Akşam Gazetesi’nin temsilcisi olarak Ankara’ya gittim. Kimi temsilcilerin generallerle samimiyetini görünce çok şaşırdım. Doğrusu o kadar içli dışlı olduklarını bilmiyordum. Bazıları generallerle tenis de oynuyordu. Öyle ilişkiler vardı yani…

Askerler yazarlara kızarlar mıydı?

Kızarlardı tabii. Yanılmıyorsam… Hüseyin Kıvrıkoğlu, Dinç Bey’i Genel Kurmay’a çağırdı. O sırada Çetin Altan ve Mehmet Altan Sabah’ta, Ahmet Altan da yeni Yüzyıl’da yazıyordu. Genelkurmay Başkanı, onları Dinç Bey’e şikayet etmiş. Yani kibarca, gazeteden çıkarın bunları demek istemiş. Dinç Bey, ‘Çetin Altan bir edebiyat ustasıdır. Ahmet Altan şöyle iyi yazardır, Mehmet Altan da profesördür’ demiş.

Sonuç ne olmuş?

Dinç Bey zaten hiç dilini tutmazdı. Onlara, ‘Askerler siyasete karışmamalı’ gibi konuşmalar yapardı. Kıvrıkoğlu’yla o konuşmadan sonra Dinç Bey, ‘onları ikna ettim’ diyerek Ankara’dan döndü. Bence Dinç Bey’in hapse girmesinde o konuşmanın bile payı vardır. Doğan Grubu’nda eski bürokratlar, milletvekilleri, bakanlar hep bir köşede tutulur. Sabah’ta hiç öyle şey olmadı.

Güneş Taner, eski bakan olarak Sabah’ın yönetimine girmedi mi bir dönem?

Sabah’ın yönetim kuruluna girdi. Bankanın alımında destek oldu diye, o da bir teşekkürdü herhalde…

Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!


Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 
 
Dr.Buğra ATSIZ
G8 G20'NİN NÎMETLERİ
Suat BASARAN
ETNİK(!) EVLİLİKLER
Kürşad DEMİRCİ
ŞEHİT MUSTAFA ÜZERİNDEN MHP’Yİ VURMAK !
Musa KÜÇÜK
KÜÇÜK ADAMLARA RAĞMEN MHPYİ İKTİDAR YAPMAK
M.Tolga AKALIN
EVET DİYECEK ÜLKÜCÜLER BUNU BİLİYORMU?
Müjdat ÖZTÜRK
İNEGÖL VE DÖRTYOLUN SORUMLULARI
Ertuğrul ŞEN
YANGIN BATIYA KAYIYOR
Dr.Hasan.S.ÖZVARİNLİ
DEVLET YÖNETMEK YALAKALIK İLE OLMAZ...
Neval KAVCAR
PKK DÖRTYOLU BİLEREK Mİ SEÇTİ
Yük.Müh.Mustafa IŞIK
248 GÜNAHKAR
Hakan SÖNMEZ
HESABI ZOR VERİLECEK GÜNLERE SÜRÜKLENİYORUZ
İSMAİL BÜYÜK
AK ÜLKÜCÜ BAŞBAKAN
Berat G. ULUALAN
BABAM ANLATIRDI O GÜNLERİ
Prof. Dr. Babek KURBANOV
MİLLI VE DİNİ BAYRAMLARIMIZ ÜZERİNE
Erdoğan KARAKAL
RÜZGARIN TERS ESİYOR GANDİ
GÖKHAN ÖZ
SORMAK
KONUK YAZAR FERİDUN ÖNCEL
TEMEL SORUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Konuk Yazar Sosyolog Hakan YAVUZ
HAFIZALARI TEMİZLEME ZAMANI


 
Diger anketlerimiz için tıklayın...


Ahmet Şafak 9 AŞK ve VATAN 2010 ALBÜM TANITIMI
Bahçeli'den Erdoğan'a çok ağır sözler!
Bahçeli'ye göre Barzani kimdir?
One Minute'lerin yerini Türk yumrukları alacak
Müjdat ÖZTÜRK Türk Milli Eğitiminde Misyonerlik Faaliyetleri (Canlı Yayın Röportajı)
Ahmet ŞAFAK Beyler Bu Vatan Size Neyledi İzle
 
AKPnin İstanbulda 1 milyon üye balonu patladı ( 555 kez okundu. )
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek ( 176 kez okundu. )
Kürt Dosyası Açılımdan Önce Mutlaka Okunması Gereken Kitap ( 76 kez okundu. )
Hatay Ülkü Ocaklarından Şehit Ailelerine Plaket ( 36 kez okundu. )
MHP, Aydın daki pankartı Kocaeli de de astı ( 21 kez okundu. )
Starın yandaşlığına Sami Selçukda dayanamadı ( 21 kez okundu. )
İnegöl farklı, Yüksekova farklı ( 17 kez okundu. )
Bahçeli nin yerine Oktay Vural senaryosu ( 13 kez okundu. )
Osmanlı Kendini Kullandırmaz ( 13 kez okundu. )
Sadi Somuncuoğlu referandumda hayır diyecek ( 12 kez okundu. )
 
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Evet Diyecek Ülkücüler Bunu Biliyormu
Starın yandaşlığına Sami Selçukda dayanamadı
İSO dan Devlet Bahçeliye Övgü dolu sözler
Yusufiyeliler Referanduma EVET mi HAYIR mı diyor
Vatandaş oyuna gelmemelidir
Bahçeli İstanbul Sanayi Odasını ziyaret etti
BDP liler bir arada yaşam konusunda fazla ısrarcı
Sırada Fethiyemi var
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.



© Copyright 2009 2023 İstanbul
Sitemizde bulunan haberleri kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Haberlerin Her Hakkı Yayıncıya Aittir.