elevizyon camiasında bugün dilden dile dolaşan bomba bir söylenti vardı... NTV'ye bir konuda rica geldi...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "100 bin Ermeniyi sınırdışı ederiz" sözü için...
Deniliyor ki...
Erdoğan "100 bin Ermeni'yi sınırdışı ederiz" sözünü hesapsız söylemişti.
İngiltere'deki söz Türkiye'de gürültü koparınca Ankara devreye girdi.
Haberin etkisini azaltmak için rica telefonları açıldı...
NTV'de o ricayı yerine getiren kurumlardan biri oldu...
Yani "rica sansürü" uygulandı
CANLI GASTE NİYE YAYINLANMADI?
Canlı Gaste'de saat 22:00'de NTV ekranında olacaktı.
Yayına yarım saat kala bile alt yazı geçiliyordu... Can Dündar ile Canlı Gaste saat 10:00'da diye...
Sonra... Saat 22.00 oldu...
Can Dündar ekranda yoktu...
Dündar'a ne olmuştu?..
Üstelikte Erdoğan'ın sözünü tartışacağı uzman konuklar ayarlamışken...
(Bir dipnot da aktarayım, Canlı Gaste'ye Erdoğan'ın sözünü yorumlamak için çıkacak olan uzmanı başka bir kanalda yayına çıkartmak istemiş, ancak "ben bu akşam Canlı Gaste'de olacağım" diyen konuk reddetmiş.)
Canlı Gaste, bu sözü ele alacağı için sansürlenmiş miydi?
Bu nedenle Can Dündar rest çekip çıkmamış mıydı?
Sadece bu da değil...
Söylentileri kuvvetlendiren bir başka vaka daha var...
Erdoğan'ın İngiltere'de söylediği bu söz saat 18.30 gibi bütün kanallarda son dakika olarak girdi.
NTV'de alt yazıyla son dakika gelişme olarak iletti.
Ancak sonrasında sustu... Saat 20:00'de yayına giren Basın Odası'nda bu açıklama tek satırla bile yer almadı. Ne var bunda diyebilirsiniz. Eğer yarım saat boyunca ERMENİ TASARISI'NI tartışmamış olsalardı.
Oysa hükümetin tasarıyla ilgili politikası masaya yatırıldı.
Elçileri geri çağırmaları tartışıldı...
Ama Erdoğan'ın o flaş açıklaması hiç bir şekilde dillendirilmedi.
Ruşen Çakır bu açıklamayı duymamış olabilir miydi?
Ya gazeteci Nazlı Ilıcak?
Hepsi atlasa Nuray Mert bu sözü atlamazdı...
Peki niye tek cümle ile bile değinilmedi?
Erdoğan'ın bu flaş açıklaması niye konuşulmadı?
BİZ REİSE KULAK VERELİM.ÖNÜMÜZ BAHAR...
Operasyon, Açılım ve Ekonomi!
Diplomasızı bir yana diplomalı işsizlik ülkede tavan üstüne tavan yapıyor. İnsanlar evlerine ekmek götürmekte zorlanıyor. Ekonomi zora girdi, yatırımların durumu vahim. TEKEL işçileri, eczacılar, öğretmenler, doktorlar, sendikalar her kesim uygulanan ekonomik politikadan rahatsız. İflaslar, protestolu senetler ve hacizler arttıkça artıyor. “Sıfır sorunlu” dış politika stratejisi de “soykırım” tasarılarının bir biri ardı sıra kabul edilmesiyle iflas etti.
Siz olsanız halka işlerin iyi gittiğini, kendi dertlerini unutmaları gerektiğini sağlayacak ne yapardınız? Bu soruya “bugün iktidar ne yapıyorsa onu yapardım” derseniz doğru cevap vermiş olursnuz.
İktidar ne yapıyor?
Diktatör Franko’ya sormuşlar: “Yahu ülkenin yapısı bozuk! Ekonomisi kötü, halk perişan!...Herkes Adaletsizlikten yakınıyor. Ama, hiç isyan yok!... Bunu nasıl sağlıyorsunuz?” İspanyol diktatör, “Halkı 3 F ile meşgul ediyor, yüz bin kişilik beşiklerde de uyutuyorum” demiş. Franko’nun 3 F dediği Faşing, Futbol ve Fiesta...Diktatör Franko’nun “yüz binlik beşik” olarak nitelendirdiği yerler de “stadyum” lardı.
Alın size açılım!
Adam işsiz, işe ihtiyacı var. Çoluk çocuk evde ekmek bekliyor. İşsizlik yüzünden ailevi sorunlar yaşıyor. Adama “açılım yapıyoruz. Bizi anlayın” deniliyor. Öyle ki açılım her alanda rahatsızlığını dile getiren her kesime yapılıyor. Birkaç gün önce Başbakan, Türkiye’nin her yanındaki Romanları İstanbul’a getirterek “Roman Açılımı” yaptı. Romanlar Başbakan’dan iş, ekmek ve barınak istediler. Başbakan onlara “açılım” yaptığını açıkladı, ardından da düşük taksitlerle “ev” umudu vaadi yaptı. Adam ekmek diyor, iktidar açılım diye tutturuyor. Türkiye açılım panayırına dönmüş durumdadır. Şu açılım çeşitlerine bir bakınız: Kürt Açılımı, Demokratik açılım, alevi açılımı, hayat kadını açılımı, Roman açılımı, çarşaf açılımı.... Bitmedi Devlet Bakanı Kavaf’ın sözlerinin ardından bir de “eşcinsel açılımından” söz edilir oldu. İçinde hiçbir şey olmayınca mağduriyet yaşadığına inanılan kesimler açılım üstüne açılım vaatleriyle sakinleştiriliyor. Kim ölmüş vaat etmekten, yanıltmaktan ya da açılımdan.
İkna yöntemi olarak operasyon!
İktidar, Franko rejiminden farklı olarak bir kısım insanları “açılımlarla” diğer bir kısım insanları da “operasyonlarla” ikna ediyor. İktidar sözüm ona darbecilere, cuntacılara, demokrasi düşmanlarına (!) operasyon üstüne operasyon yapıyor. Emeklisi, muvazzafı demeden komutanları, yargı mensubu demeden savcıları gözaltına alıyor. Kamyon dolusu el bombaları, vahim ve şok iddialar olarak gündeme sokuluyor. İktidar yetkilileri “dokunulmazlara dokunmak”la övünüyor. Muhalifler nefesini tutmuş başına gelecekleri düşünüyor. Böylece muhalefet demokratik bir şekilde terbiye edilmiş oluyor. Sindirilmiş, korkutulmuş ve tedirgin edilmiş insanlar güçlü muhalefet yapamıyor. Operasyonları iktidar, sivri ve sert muhalefeti ikna etmek için kullanıyor. Böylece açılım ve operasyon demokratik süreç adını alıyor. Süreciniz bol olsun!18.03.2010 ÖZCAN YENİÇERİ.