Devlet politikası lafını ilk olarak Turgut Özal’la duyduk.
Kürt meselesi üzerinde yaptığı açıklamalar üzerine yoğun siyasi ve kamuoyu baskısı görünce bu bir devlet politikası diyerek geçiştirmiştir.
Mesut Yılmaz’ın Avrupa Birliğine girmenin yolu Diyarbakır’dan geçer açıklaması yoğun tepki alınca Yılmaz’ın bu anlayış “devlet politikası” dediğine şahitlik etmiştik tarihi süreçte.
Refah- Yol hükümetini devirecek olan askeri baskı ve dayatmalar için Genelkurmay bu uygulamaların “devlet politikası” olduğunu beyan etti.
Ardından kurulan 57. Hükümet döneminde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli AB’ye onurlu üyeliği savunmuştu.
Turan kavramına sahip Ülkücü Hareketin tabanında AB üyeliğinin yarattığı rahatsızlığın farkında olan Bahçeli, Türkiye’ye baskı uygulayan ve hükümetler tarafından desteklenen Cumhuriyetin temellerini sarsacak bu “devlet politikasını- AB sürecini” desteklememiz bizden beklenemez açıklamasını yapmıştı.
AKP iktidarı boyunca bu “devlet politikası” lafının ne zaman kullanılacağını merakla bekliyordum.
Türk Milletinin tamamını rahatsız eden uygulamalara imza atan Tayyip Erdoğan artık bu sihirli kelimeyi söylemez diye umudu tüketmişken demokratik açılım sonrası gerçekleşen kanlı Tokat baskınında 7 askerimizin şehit edilmesi üzerine televizyonlarda Halka Sesleniş konuşmasında bu elim hadisenin AKP hükümetine mal edilmemesi gerektiğini ve bu olayın PKK tarafından yapılmadığını belirtti. Başbakan neden bu kadar emin olarak böyle bir açıklama yaptı ve nasıl PKK’lı teröristlerin olmadığından emin olabiliyordu?
Bu kanlı saldırı sonrası tartışılmaya devam eden açılım için nihayetinde Başbakan Erdoğan beklediğim o sihirli kelimeyi sarf etti.
“Açılım bir devlet politikasıdır.”
1-Dokunulmayanlara dokunan (GENERALLER)
2-Gazete patronlarına operasyon yapan
3-Girilmeyene giren (KOZMİK ODA)
4-Satılmayanı satan (YABANCILARA TOPRAK SATIŞININ SERBESTLİĞİ)
5-Bir İslam ülkesinde savunulmayacak olanı savunan( Domuz etinin serbest bırakılması, zinanın serbest bırakılması, dinler arası diyalog )
6-Değiştirilmeyeni değiştiren (YÖK VE RTÜK VS…)
7-Açılmayanı açan (dem0kratik açılım )
8-Affedilmeyeni affetmeye kalkan (PKK’ lılara af) AKP ve Erdoğan cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir hükümetin kendinde bulamadığı cesareti göstererek yukarıda bahsetmeye çalıştığım adımları atmıştır. Bu adımların ne kadarının milli ne kadarının gayri milli olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Ama AKP bu adımları atmıştır.
Fakat bunca cesur adımları atan AKP ne hikmetse yıllardır Türk toplumunun büyük kesimini rahatsız eden (en çokta kendi tabanını) başörtüsü meselesinde hiçbir adım atmamış, MHP’nin gayretiyle çözüm aşamasına gelindiği halde çözüme yanaşmamış en fazla oda eşi üzüldü diye duyduğu rahatsızlığı önce televizyon ekranında sonra meclis kürsüsünde dile getirebilmiştir.
Kardeşim dediği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşinin geçmiş dönemde üniversite sınavına başörtülü olduğu için alınmadığında Türkiye’yi Avrupa insan hakları mahkemesine şikâyet ettiği hafızalarımızdadır. Yine bu şikayeti geri çektirende aynı AKP’dir.
Yıllardır başörtüsü meselesinde yasakçı kurumun YÖK, yasağında “devlet politikası” olduğu söylenir.
Bugün Cumhurbaşkanlığı da, Başbakanlık da, YÖK’de AKP’nin elindedir.
Türk Milleti’nin bütün kesimleriyle karşı çıktığı açılımı ortaya koyan AKP’dir.
Generalleri tutuklayan, kozmik odalara giren AKP’dir.
Bunca pervasız siyasi adım atmakta tereddüt etmeyen AKP başörtüsü meselesinde niçin tutuk davranmaktadır. Yoksa AKP’ye bu hususta o malum “devlet politikası”müsaade etmemektemidir?
Sonuç olarak Meclis’te yaptığı konuşmada eşi Emine Erdoğan’ın GATA’dan içeri alınmaması hadisesini televizyonda ve meclis kürsüsünde yaptığı açıklama ile gündeme getiren kendisi ve eşinin bu konuda mağdur edildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan’a şu soruyu soruyorum;
Cumhuriyet tarihinde Türk halkını ve kamuoyunu bu kadar mağdur ve rahatsız eden politikaları belirleyen ve hükümetlere dayatan devlet politikasının failleri ve belirleyicileri kimyada kimlerdir?
Başörtüsü meselesinde Cumhurbaşkanının ve Başbakanın elini kolunu bağlayan o meşhur “devlet politik ası”mıdır?
Türk Milleti ve kamu vicdanı adına soruyoruz bu devlet politikası dedikleri şeyi hangi kamu, kurum, kuruluşları ve kim yada kimler belirler.
Yoksa buda devlet sırrımıdır, eğer sır ise hangi devletin sırrıdır?
ARİF HİKMET İLKE
www.2023istanbul.com