Sadi Somuncuoğlu referandumda hayır diyecek
Türkiye’nin, devletin kuruluş esaslarını yıkacak bir yola girmem...
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Haftanın provakatörü ünvanı hiç kuşkusuz ona verilir.. İnegöl ve Dörty...
Hatay Ülkü Ocaklarından Şehit Ailelerine Plaket
Ülkü Ocakları Hatay İl Başkanlığı tarafından '12 Eylül 1980'de idam ed...
Kürt Dosyası Açılımdan Önce Mutlaka Okunması Gerek
Bu sıralar bir açılım dır gidiyor... Adına ister Kürt Açılımı , iste...
Gen.Kurmay ve Emniyet Yakalama Emrini Uygulayamaz
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen yakalama emri ile ...
 

DEMOKRASİ, DİN VE İFÂDE HÜRRİYETİ HAKKINDA

  Bu yazı 26 Subat 2010, Cuma 23:13:06 eklenmiştir. 322 kez okunmuştur.
Yazar : Dr.Buğra ATSIZ
Yukarıda sıraladığım prensiplerin elbette hepsi aynı derecede önemli. Fakat ben burada sâdece ikisini ele almak istiyorum. Din ve inanç hürriyeti ve konuşma, ifâde ve basın hürriyeti.


12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Burada demokrasinin târifini yapacak değilim. Sâdece demokrasi hakkında kimse sormadığı hâlde fikir beyânında bulunmak istiyorum, çünki Türkiyede son günlerde hızlanan itiş kakış dolayısıyla kalkan toz bulutu arasında bazı şeyler gözden kaçıyor gibi. 24 Şubat çarşamba günü Ekonomi Bakanı Babacan bir vesîle ile “Geçiş dönemleri sancılı olur, ama biz Türk demokrasisini birinci sınıf bir demokrasi hâline getirmeye çalışıyoruz” gibi bir lâf etmiş de oradan aklıma geldi. Demokrasinin vaz geçilmez prensipleri vardır. Bu prensiplerin hiçbiri gerek emekli, gerek muvazzaf ordu üst kademelerinin tevkifini kapsamaz. Bütün hayâtım Türkiye hâricinde demokratik ülkelerde geçti de oradan biliyorum.

Yâni bir takım aklı evveller bu yazıya yorum yapacağız diye bana demokrasi öğretmeye kalkmasınlar diye söylüyorum. Suç işlemiş subaylar var idiyse gereğinin hukûk devreye sokularak vaktinde yapılması gerekirdi, aradan zaman geçtikten sonra değil. Ciddî devletler kan dâvâsı güden Kürt aşîretleri misâli hareket etmemelidirler. Ama o zaman gücümüz yetmiyordu, ancak şimdi kendimizi güçlü hissettiğimiz için bunu yapıyoruz vs. benzeri mâzeretler ancak intikam alındığı duygusunu uyandırır ki, zâten milletde o his uyanmıştır, buna çoğunluk zorbalığı denir. Tutuklanan insanları hiçbir suç isnâd etmeden de aylarca hürriyetinden mahrûm etmek de bir tür zorbalıktır. Bu saçmalığın da demokratik ülkelerin hukûkunda yeri yoktur. Yeni kânûnlar bile yürürlüğe sokulsalar, bunların mâkabline teşmîli, yâni geriye doğru geçerli sayılmaları da her türlü hukûk prensibine aykırıdır.

Yâni demokrasi herkesin, bilhassa güçlü olanların her istediğini yapabilme serbestîsine sâhip olmaları demek değildir. Demokrasiler bir prensipler sistemidir. Nedir bu prensipler? Çoğunluk hâkimiyeti (zorbalığı değil); din ve inanç hürriyeti; konuşma, ifâde ve basın hürriyeti; kânûn karşısında eşitlik; azınlık hakları (buna sâdece Kürtler ve Çingeneler değil, sakatlar ve özürlüler de dâhildir); güç ayrılıkları, yâni yargı, yasama ve yürütme ayrılıkları (buradaki yürütme Deniz Fenerindeki yürütme ile karıştırılmasın, uygulama anlamındadır); kat’î sûrette itâ’at edilmesi gereken bir anayasa; bağımsız bir yargı ve tabiî denetim, yâni gerçekten bağımsız ve bağımsızlığı ihtimâmla muhâfaza edilen denetleme komisyonları. Bunların görevi meselâ emniyet güçlerini denetlemek, hakim tâyin etmek vs. olmak gerek.
Son zamanlarda Kürt açılımı adı altında başlayan süreç (bütün dangalaklıkların adı da nedense hedefinin ne olduğu ve ne kadar süreceği, neleri içerdiği hiç açıklanmayan veyâ açıklanamayan ‘süreç’ oluyor) adı değiştirilerek Ermeni açılımı oldu veyâ tersi, o da kesmeyince, yâni işler batağa saplanınca ad gene değiştirildi ve demokrasi açılımı oldu. Hükûmet de demokrasiden ne anladığını pek izâh etme ve “halk efendimiz” de sorgulamak gereğini hissetmediği ve yandaş basın da o sıralar askere saldırmakla meşgûl olduğu için demokratik açılım tâbiri havada, gündem de devletle problemli zâtın “tuuuu” ve “yuuh” gibi vecîz ifâde tarzıyla sınırlı kaldı.

Yukarıda sıraladığım prensiplerin elbette hepsi aynı derecede önemli. Fakat ben burada sâdece ikisini ele almak istiyorum. Din ve inanç hürriyeti ve konuşma, ifâde ve basın hürriyeti.

Herkes istediği dine inanmakta ve inandığı dine göre ibâdetini yapmakta serbesttir, başkalarının haklarına tecâvüz etmemek kaydıyla. Bu, hani Fadime Şâhin denen kadını sivilcelerini geçireceğim diye evine dâvet edip geçirirken yakalanan Müslüm Gündüz adındaki kepâze herif için de geçerlidir, Türkiye Cumhûriyetinin en yüksek makâmında oturan için de. Çünki kânûn karşısında ikisi de eşittir.

Aynı husûs konuşma ve ifâde hürriyeti için de geçerlidir. Şimdi sadede gelelim ve asıl konuya girelim ki Vehbinin kerrâkesi ortaya çıksın.

Konuşma ve ifâde hürriyeti tenkîd etme ve sorgulamayı da içerir. Bu, demokrasilerde, terbiye sınırları içinde kalmak şartıyla her konunun sorgulanabileceği ve tenkîd edilebileceği anlamına gelir. Buna din konusu da dâhildir. Ama tenkîd, kendi beyniyle değil, başkalarının beyniyle düşünmeye şartlanmış bir takım bağnazlar için maalesef hakâret anlamını taşımaktadır ki, bu yanlıştır. Tenkîd hakâret içermez ve içermemelidir. Bunu anlamak için de belirli bir kültür seviyesine erişmiş olmak şarttır. O kültür seviyesinin erişildiği ülkelerde üniversitelerde Allahın varlığı veyâ yokluğunun münâkaşası yapılabilmekte ve kimse felsefî görüşler çatıştığı için öldürülmemektedir.

Girmek istediğiniz Avrupada kimse kimseyi dini tenkîd etti diye de öldürmüyor. Pardon öldürüyor. Avrupadaki Müslümanlar öldürüyor. İslâmda Kadın diye bir film çeviren Theo van Gogh (ressam Vincent van Gogh’un kardeşi Theo van Gogh’un torununun torunu) 2 Kasım 2004de Mohammed Bouyerî isimli Faslı bir müslüman tarafından katl edildi. İsteyenler internet’e şöyle bir göz atıp Avrupada yaşama hakkı kendilerine tanınmış olan müslümanların bulundukları ülkelerde ifâde hürriyetinin bir Avrupa terörizmi olduğu, İslâmiyete hakâret edenlerin kafalarının kesilmesi gerektiği gibi medenîce düşünceler yazılı pankartlar taşıdıklarını görebilirler. Bütün bunları beğenmedikleri düşünce ve fikir hürriyeti sâyesinde yapabildiklerini idrâk edemiyecek kadar da ahmaklar. İçinden geldikleri katletme kültürü başka türlü düşünmelerine mânî. Ama işlerine geldiğinde İslâmiyetin ne kadar müsâmahakâr bir din olduğu hakkında da mangalda kül bırakmıyorlar.

Kimse İslâmiyeti beğenmek zorunda değil. Müslümanların da diğer dinleri beğenmek zorunda olmadıkları gibi. Hattâ ve hattâ biraz daha ileri giderek diyebiliriz ki, kimse kimsenin dinine saygı da göstermek mecbûriyetinde değil. (Saygı göstermemenin aksi, beyinlerinin üstünde oturanların anlamayı tercih ettikleri gibi hakâret değildir).

“Din kutsaldır, bu da onun hakkında kötü birşey söylenmeyeceği anlamına gelir. Neden? Öyle işte! İyi ama sen beğenmediğin bir partiye oy verdiği için bir arkadaşınla münâkaşa edebiliyorsun, vergiler arttı diye saatlerce ahkâm kesebiliyorsun, kimsenin sesi çıkmıyor. Ama bir Yahudi cumartesi (Mûsevîlerde kat’î sûrette çalışılmaması gereken gün) günü elektrik düğmesini elleyemem derse buna saygı göstermen gerekiyor? Neden herhangi bir siyâsî partiyi desteklemek yâhut Macintosh veyâ Windows kullanmak akla yatkın da, kâinâtın başlangıcı ya da kâinâtın nasıl meydana geldiği hakkında fikir yürütmek değil? Çünki o mesele kutsal. ……. Hâdiseye mantıkla yaklaştığımız zaman din hakkında da konuşamamak için aslında hiç bir sebeb yok, ama nedense herkes bir şekilde konuşulmaması gerektiği hakkında sanki fikir birliğine varmış.”

Bu sözler 2001 yılında genç yaşta ölen Douglas Adams’a âit. [Söyledikleri daha uzun, ben kısaltarak aldım. Bana âit olan tercüme pek düzgün değil, ama istenileni ifâde ediyor].

Ama hâlen oruç tutmayanların öldürüldüğü, din baskısıyla iğrenç töre cinâyetlerinin işlendiği bir ülkede bu meseleler ne kadar konuşulabilir?

Şimdi AKPye sormak istiyorum. Siz, haydi, dini istismâr ederek demiyelim de öne çıkartarak iktidâra gelmiş bir partisiniz. Dine çok önem verdiğinizi ağzınızdan düşürmüyorsunuz. Avrupa Birliğine girmek için kabûl ettiğiniz, din kavramını da tartışmaya açması kuvvetle muhtemel ve mümkün olan ifâde hürriyetine samîmiyetle inanıyor musunuz ve tartışmaya katılacakların hayatlarını korumayı her medenî hükûmet gibi garanti edebiliyor musunuz?

Bildiğim kadarıyla hiç bir dinci parti dinin tartışmaya açılmasına müsaade edecek cesâreti kendinde bulamamıştır. O takdirde demokratikleşiyorum deyip Avrupaya yalan söylüyorsunuz. Eğer dinin tartışmaya açılmasına demokrasi îcâbı karşı gelemem diyorsanız ve buna cesâretiniz yetiyorsa, o zaman dindarlığınızı öne sürdüğünüz için sizi iktidâra getirmiş olan bu millete ihânet edip yalan söylüyorsunuz. Kısaca her hâl ve kârda yalancı durumundasınız.

Görüldüğü gibi sâde askere saldırmakla demokratik olunmuyor. En fazla Amerikanın gözüne biraz daha fazla girilmiş olunuyor. Ama şeytan bu ya, yakında Iraktan Türkiye üzerinden çekilecek olan Amerikan askerlerine “hazır girmişken Türkiyede kalıverin, işe yaramayan silâhlarınızı da PKKya bırakıverin” derse o zaman sizi kurtaracak asker ve girecek Avrupa bulabilmeniz biraz zor olur.

Dr. Buğra Atsız
25 Şubat 2010

www.2023istanbul.com

YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!
ben
bizde?
Bizde kanada ya kacarız.
Mavi Deniz
...
Atatürk bir en yüksek mevki makamları vatan için feda etmekten çekinmemişiz demiştir ne için vatan ,millet,şeref,onur,gurur,namus ,bayrak için bunlar ise tam tersine yerin dibine sokmak için kendi menfaatleri ve çıkarları,kendi ipe sapa gelmez fikirleri,mevki hırsları uğruna cehaleti kullanıp aydınlığı,doğruluğu vatanı,namusu,bayrağı,askeri,milleti feda etmekten ,hiç çekinmemişlerdir...Vatanın milletin başına beladır bunlar,bela ,lanet gibi... Fikri olmayan bir insanın fikri hürriyetinden söz edilemez.Öğretilmiş kendisine ezberletilmiş,papağa gibi söyleneni tekrarlayan insanların olmayan fikirleri hadi onu geçtik, bu fikirlerin doğruluğu yanlışlığı üzerine bile fikir yürütmekten aciz insanın adı güdülmeye,kullanılmaya müsait bir canlıdır.Şimdi biz hangi mantık ile fikirsiz beynin hürriyetinden demokrasisinden basedeceğiz?Ve böyle insanların gelişmemiş beyinlerinde yaptığı ezbere aferin ya da yanındayım diyen adama duyduğu içi boş,kör sevgiyi demokrasi ile bağdaştıracağız...Nazen üzülüyorum hallerine ama ülkenin haline daha çok bu sebepten hepsini feda ederdim vatan için,söz konusu vatan ise gerçek demokrasiden bahsetmeli.
Mavi Deniz
..
Ya Hoca'm,hocam diyorum ağız alışkanlığı kusura bakmayın bir önceki yazınıza da birşeyler yazacaktım ama derdim tereciye tere satmak ya da yazıya gölge düşürmek değil,zevk ile okuyorum,bilmediklerimi de öğreniyorum fikri dünyama katkılar sağlıyorum bazı cümlelerinizi isminizle oraya buraya yazıyorum hoşuma gidiyor.Demokrasiye takıldım ben..Okumalı bu toplum okuması gerekenleri okumalı ,zırvalıkları değil,insanlar onlarca yıl ile hesab edilen araştırmalar ile cüz'i fiyatlar ile kitaplar yazıyorlar sizlere ulaşabilmek,aydınlatabilmek içün bizlere ise en azından günde otuz kırk sayfasını okumak zor geliyor,kara cehaletin pençesinde sürünen,sürü yerine konul......an bir toplumu demokrasi sakızınına aroma yapıp, kandırıp çiğniyorlar ! Şartlı kabulleri ile ya çok az şey bilen ya da hiçbirşey bilmeyen insanların çoğunluğu ile iktidara gelen bir hükümetin kabul edilecek tarafı yoktur !Demokrasi cehaletin çoğunluğu olmamalıdır.Bunun için eğitmiyorlar,eğliyor,oyalıyorlar insanları....Kara cahilleri kendi hedeflerine basamak yapan insanları sürmeliyiz içimizden ,defetmeliyiz başımızdan,insanımıza ulaşmalı,aydınlatmalıyız,sadece dantel ören,yemek pişiren anneler görmek istemiyoruz yeter bıktık artık ,kaç tane kadın oy attığı kişinin kim olduğunu öğrendiğinde ben nereden bilirdim kim olduğunu ne olduğunu yeni yeni öğreniyorum zıkkım olsun demiştir... Bana demiştir,bu iktidar kendisini kandırıyor,cahil saf insanın ne yaptığını bilmeden attığı oyların çoğunluğu demokrasi olamaz dolandırıcılık,tokatçılık bu düpedüz tokatçılık hemde...Dolandırıcılar başımıza yönetici kesildiler... Taşlar yok ise köprüde yoktur ancak uyanık mimar tutmuş en çürük taşları kullanmıştır.....Acaip cümleler kuruyorum vallahi çok sinirliyim yaww...
Atsız hayranı
Bir kişi var

Ben hiçbir İlahiyatçının televizyonda dinin temel meselelerini tartışmaya cesaret ettiğini görmemiştim. Geçen Habertürk'te Kürşat Demirci adında bir İlahiyat hocası ve arkeolog vardı (Sümer dinini incelemiş). O da dinin tartışılabileceğini söylüyordu. Ancak, dini tartışabilmek için bilmek gerek. Bizim kroların çoğu sadece namaz surelerini ve namaz hareketlerini bilir. Yaz desen yazamaz. Anlat desen anlatamaz. Sinirlenip döver. Cahilin dini de tehlikeli, kendi de tehlikeli vesselam. Bugün bile kızını çeyiz sandığının bir eşyası olarak gören toplumda ne demokrasisi bekliyorsunuz?




Adınız (Yorumda görünecek) :
Başlık :
Yorumunuz :
 
Diigo Diigo Digg Digg Newsvine Newsvine Technorati Technorati
Del.icio.us Del.icio.us Facebook Facebook Reddit Reddit Jumptags Jumptags
Simpy Simpy StumbleUpon StumbleUpon Slashdot Slashdot Propeller Propeller
Furl Furl Yahoo Yahoo BlinklistBlinklist Google Google
 

Diğer Dr.Buğra ATSIZ Yazıları
 
Suat BASARAN
ETNİK(!) EVLİLİKLER
Kürşad DEMİRCİ
ŞEHİT MUSTAFA ÜZERİNDEN MHP’Yİ VURMAK !
M.Tolga AKALIN
EVET DİYECEK ÜLKÜCÜLER BUNU BİLİYORMU?
Dr.Buğra ATSIZ
G8 G20'NİN NÎMETLERİ
Musa KÜÇÜK
KÜÇÜK ADAMLARA RAĞMEN MHPYİ İKTİDAR YAPMAK
Ertuğrul ŞEN
YANGIN BATIYA KAYIYOR
Dr.Hasan.S.ÖZVARİNLİ
DEVLET YÖNETMEK YALAKALIK İLE OLMAZ...
Müjdat ÖZTÜRK
İNEGÖL VE DÖRTYOLUN SORUMLULARI
Neval KAVCAR
PKK DÖRTYOLU BİLEREK Mİ SEÇTİ
Yük.Müh.Mustafa IŞIK
248 GÜNAHKAR
Hakan SÖNMEZ
HESABI ZOR VERİLECEK GÜNLERE SÜRÜKLENİYORUZ
Prof. Dr. Babek KURBANOV
MİLLI VE DİNİ BAYRAMLARIMIZ ÜZERİNE
Erdoğan KARAKAL
RÜZGARIN TERS ESİYOR GANDİ
Berat G. ULUALAN
BABAM ANLATIRDI O GÜNLERİ
GÖKHAN ÖZ
SORMAK
İSMAİL BÜYÜK
AK ÜLKÜCÜ BAŞBAKAN
KONUK YAZAR FERİDUN ÖNCEL
TEMEL SORUNA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Konuk Yazar Sosyolog Hakan YAVUZ
HAFIZALARI TEMİZLEME ZAMANI


 
Diger anketlerimiz için tıklayın...


Ahmet Şafak 9 AŞK ve VATAN 2010 ALBÜM TANITIMI
Bahçeli'den Erdoğan'a çok ağır sözler!
Bahçeli'ye göre Barzani kimdir?
One Minute'lerin yerini Türk yumrukları alacak
Müjdat ÖZTÜRK Türk Milli Eğitiminde Misyonerlik Faaliyetleri (Canlı Yayın Röportajı)
Ahmet ŞAFAK Beyler Bu Vatan Size Neyledi İzle
 
AKPnin İstanbulda 1 milyon üye balonu patladı ( 565 kez okundu. )
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek ( 183 kez okundu. )
Kürt Dosyası Açılımdan Önce Mutlaka Okunması Gereken Kitap ( 78 kez okundu. )
Hatay Ülkü Ocaklarından Şehit Ailelerine Plaket ( 38 kez okundu. )
MHP, Aydın daki pankartı Kocaeli de de astı ( 22 kez okundu. )
Starın yandaşlığına Sami Selçukda dayanamadı ( 22 kez okundu. )
Bahçeli nin yerine Oktay Vural senaryosu ( 17 kez okundu. )
İnegöl farklı, Yüksekova farklı ( 17 kez okundu. )
Sadi Somuncuoğlu referandumda hayır diyecek ( 15 kez okundu. )
Osmanlı Kendini Kullandırmaz ( 13 kez okundu. )
 
Evet Diyecek Ülkücüler Bunu Biliyormu
MHP Neden HAYIR dosyası
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Ülkücüleri İsyana Çağıran Maocu Dönek
Evet Diyecek Ülkücüler Bunu Biliyormu
Starın yandaşlığına Sami Selçukda dayanamadı
İSO dan Devlet Bahçeliye Övgü dolu sözler
Yusufiyeliler Referanduma EVET mi HAYIR mı diyor
Vatandaş oyuna gelmemelidir
Bahçeli İstanbul Sanayi Odasını ziyaret etti
Lütfen haber arşiv tarihi seçiniz.



© Copyright 2009 2023 İstanbul
Sitemizde bulunan haberleri kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır.
Haberlerin Her Hakkı Yayıncıya Aittir.