Bu yazı 04 Mart 2010, Persembe 21:44:38
eklenmiştir. 244 kez okunmuştur.
Yazar :
Suç elbette gazetecide. Bülent Arınç baskın yapmanın anlamını iyi biliyor. Bit-tecrübe sabit: Arınç, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’nun meclisteki Başkanlık odasını basmamış mıydı?
“BASMAK” BERDUŞ DİLİYSE ...
Bülent Arınç, Erzincan başsavcısı İlhan Cihaner’in evinde ve adliyedeki makam odasında yapılan aramadan, “arama yapıldı” yerine “baskın yapıldı” diye söz eden televizyon kanalına “Tuu sana!” demiş.
Suç elbette gazetecide. Bülent Arınç “baskın yapma”nın anlamını iyi biliyor. Bi’t-tecrübe sabit: Arınç, TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’nun meclisteki Başkanlık odasını basmamış mıydı?..
Ayrıca, Arınç’a “Tuu sana!” ifadesini de çok görmeyin, daha önce de, (15 Nisan 2004-Radikal) aynı Arınç, TBMM başkanı iken, “şeyini şey ettiğimin şeyi” dememiş miydi?
Arınç’ın özür açıklamasından anlaşıldığına göre, Arınç, “arama yapıldı” ifadesi yerine “baskın yapıldı” ifadesinin kullanılabileceğini kabulleniyor, ancak “baskın yapıldı” ifadesinin “berduş dili” olduğunu söylüyor.
O zaman Arınç’a sormak lâzım:
Sayın Arınç! “baskın yapıldı” ifadesi için “berduş dili” demiştiniz. Acaba, “şeyini şey ettiğimin şeyi” hangi dilden?
İSTEDİĞİNİ SÖYLEYEN, İSTEMEDİĞİNİ İŞİTİR!
Aslında bugün farklı bir yazı yazacaktım, ama bazı AKP’lilerin zorbalık denilebilecek davranışları, bazılarının, “Eceli gelen it cami duvarına işermiş” misali tahrik edici konuşmaları o kadar çoğaldı ki...
Bülent Arınç TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu’nun Başkanlık odasını basmış. Arkasından da AKP grup başkan vekili Mustafa Elitaş Güldal Mumcu’nun Başkanlık odasına baskın yapmış. Acaba bu şahıslar bir erkek millet vekilinin odasına baskın yapsalardı ne olurdu?
Cemil Çiçek Güldal Mumcu’dan özür dilemiş. Cemil Çiçek’i tebrik ederim. Ama Cemil Bey, hem bir başbakan yardımcısı adına -hem de bir kadından- özür dilemeniz başınızı belâya sokmasın!
Peki, sadece Güldal Mumcu’dan özür dilenmesi yeterli mi? Başkanlık odası bir makam değil mi; bu durumda bunların TBMM kürsüsüne çıkarak milletten özür dilemeleri gerekmez mi?
Biri AKP’nin ilk üç isminden bir tanesi, diğeri AKP’nin grup başkan vekili. Eee, olacağı bu, hoca osurursa, cemaat ...
AKP Kırıkkale milletvekili Mustafa Özbayrak, “Biz Ankara’dan izin vermediğimiz sürece siz burada taş üstüne taş koyamazsınız... Onun için eğer birileri size gelip de ben şunu yapacağım, ben bunu yapacağım diyorsa inanmayın. Yapamazlar; bize rağmen yapamazlar.” demiş, sonra da özür dilemiş. Hadi be, seni kim kaale alır!..
AKP Kahramanmaraş milletvekili Avni Doğan, ortamı müsait görünce içindeki zehirleri dışarı çıkararak, fişleme sırasının kendilerinde olduğunu söylemiş, sonra da özür dilemiş. Avni, bilmez misin, cesaret, erkeklik, o sözleri birkaç yandaşın yanında söylemek değil, meydanlarda söylemektir! Nerde sende o yürek! Ayrıca, Necmettin Erbakan’ın “İmam Hatip’ler arka bahçemizdir!”, “İktidara geleceğiz, ama kanlı mı olur, kansız mı olur bilmiyorum!..”, “Üniversite hocaları öğrencilerin karşısında selâma duracaklar!” gibi tahrik edici sözlerinin, belki de yüz binlerin canının yanmasına sebep olduğunu, biraz düşünsen, anlarsın!
AKP Çorum milletvekili Ahmet Aydoğmuş’un sözlerine ne demeli? “İktidar karşıtı olanların kanı bozuk.” demiş, sonra da özür dilemiş.
Sözlüklerde, “kanı bozuk” deyimine, “soysuz, ahlâksız” karşılıkları verilmiş. “Üslûbı beyan ayniyle insandır.” diyecektim, ama, Aydoğmuş, senin, “kanı bozuk” deyimini bilmeyerek kullandığını düşünüyorum, öyle temenni ediyorum. Yoksa sana buradan söyleyeceklerimi okuyamazdın bile. Üstelik bunları söylemeye hem terbiyem müsaade etmez hem de bu sözlerin ucu sana değil, senin sevdiklerine dokunurdu. Yahu senin ailende herkes, annen baban, kardeşlerin, çocukların AKP’li olmak zorunda mı; senin arkadaşlarının hepsi, senin iş çevrenin hepsi, senin gittiğin cami cemaatinin hepsi AKP’li olmak zorunda mı?.. Hayır! Eee, bu durumda, bir bakıma, bunlara da soysuz, ahlâksız demiş olmuyor musun? Sen istersen tebdili kıyafet yaparak sokağa bir çık! Sana, benim söyleyemediklerimi, söylemekten ar ettiklerimi, git de kendi kulaklarınla işit. Tabiî ondan sonra -eğer kaşarlanmamışsan- evinden, hatta evdeki odandan nasıl çıkacağını, insanların, ailenin, çoluk çocuğunun yüzlerine nasıl bakacağını düşün!
BİR FIKRA
Temel bir gün yolculuk yaparken yanlışlıkla tek yönlü bir yola girmiş. Derken trafik karışmaya başlamış. O sırada havada dolaşan bir trafik helikopteri durumu görmüş ve karşı taraftan gelen sürücüleri dikkatli olmaları konusunda uyarmak için, “Bir araç ters istikamette hareket ediyor, dikkatli olun!” diye anons etmeye başlamış. Anonsu duyan Temel, “Ula, ne bir tanesi, bunların hepsi ters istikamette gidiyu!” demiş (Sözüm, bütün AKP’liler için değil, Ahmet Aydoğmuş ve onun gibi, sözlerinin ne anlama geldiğini bilmeden konuşanlar içindir).
Sahi AKP referanduma ya da seçimlere bu milletvekilleriyle mi gidecek?..