Bu yazı 17 Mart 2010, Çarsamba 14:09:06
eklenmiştir. 452 kez okunmuştur.
Yazar : Yük.Müh.Mustafa IŞIK
Hiçbir şahsi ikbali hedeflemeden başkaca gidecekleri ülke olmadığından çocuklarımın geleceği için asıl mücadele şimdi başlıyor.
Tamamen yalan ve iftiraya dayalı,
Tamamen uydurma senaryolara dayalı,
Aşağılayıcı, karalayıcı, küçük düşürücü iftiralarla dolu,
40 kişinin şahit olduğu konuşmaları onların şahitliğine meydan okurcasına saptırdıkları, Tamamen ilkel bir hesaplaşma mantığı ile,
Hiç Allah korkusu, ar duygusu taşımaksızın düzenlenen,
İddialarla sevk edildiğim bağımsız(!!!) ve tarafsız(!!!) İl Disiplin Kurulu`nun kararı ile aidiyetim konusunda hiçbir zaman tereddüt taşımadığım ve ömrüm olduğu sürece de taşımayacağım MHP`den (şimdilik kaydıyla) ihraç edildim.
Bu karar görevin kötüye kullanımıdır ve suçtur.
Bu karar beni tüzük milliyetçiliği ile suçlayanların tüzüğü keyfi kullanımlarıdır ve suçtur.
Bu karar emanete ihanettir ve suçtur.
Bu karar hukuken yok hükmündedir.
Asıl mücadele şimdi başlıyor.
Yüce Türk Milletinin tek siyasi sigortası olan Milliyetçi Hareketin geleceği için asıl mücadele şimdi başlıyor.
Hiçbir şahsi ikbali hedeflemeden başkaca gidecekleri ülke olmadığından çocuklarımın geleceği için asıl mücadele şimdi başlıyor.
İstanbul ile tespitlerimiz, kaygılarımızı ve endişelerimizi doğru zamanda doğru insanlara anlatamamamızın bedeli olarak yaşadığımız bu günler Kral Çıplak demenin tam zamanı.
Bu şer`ri hayıra çevirmede katkımız olursa ne mutlu.
Uzun bir süre ülkücüyüm diyemedim.
Ülkücüyüm demenin çok da kolay olmaması gerektiğini değerlendirdim.
Ülkücüyüm demeyi bu dava uğruna hayatını verenlere hakaret gibi düşündüm.
Ülkücüyüm dememin gerçek ülkücülerce nasıl karşılanacağı yönünde hep endişe taşıdım.
Bu yüzden kendimi sadece milliyetçi olarak tanımladım.
Türk milliyetçisiyim dedim.
Atatürk milliyetçisiyim dedim.
Ta ki 29 Ağustos 2009 tarihine kadar. Ta ki Sayın Genel Başkan`ımızın o tarihte yaptığı konuşmada ülkücüyü “Ülkücü, kendinden vazgeçerek varlığını ve geleceğini bağlandığı milletinin devamına ve yükselişine adamış ve odaklamış şuur sahibinin ünvanıdır.” şeklinde tarif edene kadar. O tarihten itibaren göğsümü gere gere artık ülkücüyüm diyorum. Kendimi gerçek ülkücü olarak artık rahatlıkla sınıflandırabiliyorum. Hem de gurur duyarak.
Sayın Genel Başkan`ımızın bu tarifi ile kendimi gerçek ülkücü olarak ifade etmeye başlamakla birlikte mutlu olmak yerine mutsuzluğum artmıştı. Zira yıllarca ülkücü olarak tanıdığım, saygı duyduğum onlarca insan bu tarife uymuyordu. Yıllarca yanlarında, karşılarında, huzurlarında onları düşünerek, onları kırmamak uğruna kendimden verdiğim ödünün boşuna olduğunu görmek beni mutsuz ediyordu. Kendime haksızlık yapmıştım. Bundan böyle gerçek ülkücü ile ülkücü geçineni birbirinden ayırarak hizmete devam etmeliydim. Kendime olan saygının gereği de bu idi.
Bu düşüncelerle İlçe Başkanlığı görevimi sürdürürken bir baktım ki İl Yönetim Kurulunun düzmece bir kararı ile İlçe Başkanlığından alınmış ve tamamen gerçek dışı, haksız ve yersiz suçlamalarla ihraç talebi ile İl Disiplin Kuruluna sevk edilmişim.
Ve bu süreçte gerçek ülkücü ne yapması gerekiyorsa onu yaptım.
Sustum. Yazılarıma ara verdim. İlçe Başkanlığından varlığımı geri çektim.
Bana karşı yapılan hareket İstanbul İl Yönetimi ile sınırlı olduğundan durumu sadece Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ile paylaşmak istedim. Ancak O, bu talebimi red etti. Ben de sadece diğer bir Genel Başkan Yardımcımızı detaylar hakkında bilgilendirerek sorumluluğumun gereğini yerine getirdim.
Şimdi Tüzüğümüz gereği itirazımı Merkez Disiplin Kurulu nezdinde yapacağım. Adaletin o noktada tecelli edeceğinden hiç şüphem yok. Zira yalan ve iftira hiçbir dönemde hükümdar olmamıştır. Hele Ülkücü Harekette, Milliyetçi Harekette geçici bir süre olabilir ancak hiçbir zaman kalıcı hükümdar olacağı düşünülemez. Bu aslımızın ve varoluş nedenimizin inkarı anlamına gelir
Ve bundan sonra da gerçek ülkücü olarak ne yapmam gerekiyorsa onu yapacağım. Çünkü Sayın Genel Başkan`ımın ifadesiyle ;
“ Ahlâkıma ve vicdanıma emanet edilmiş davayı ikbal için istismara yeltenmeyecek mizaç ve karakter olgunluğuna, Aziz milletimin varlığının asırlar içinde İslam’ın emrettiği erdemle kaynaştırdığı kusursuz ahlak ve fazilete, Ülkücü mesuliyetin gereği olarak kişisel ihtiraslarını terk etmiş bir ruhi arınmışlığa, Milli bekanın devamında yol ayrımına gelindiği ve çarenin tükendiği anlarda kendinden vaz geçecek ilahi fedakârlığa” ” sahip olduğum yönünde en ufak bir tereddütüm yok.
Asıl Mücadele Şimdi Başlıyor.
Çünkü ben gerçek ülkücüyüm.
Allaha emanet olun.
Mustafa IŞIK
www.2023istanbul.com
YORUM YAPIN SÖZ SİZDE!
garbsen/hannover
kalitenin ta kendisi
yazılarından tanığım mustafa başkanın bu yazısı bile kalitenin ta kendisi.inanın yazıyı her siteye girişimde bir kez daha okuyorum.ders gibi bir yazı.her ülkücü bu yazıyı okumalı ve en zor zamanda bile nasıl davranması konusnda ders almalı.gerçek ülkücü mustafa başkanı ihraç edenleride binlerce dafa kınıyorum.
kutlu kutlu
.....
Kast bir yapı hemen ve bir anda kırılması mümkün değildir.Bunu bu olayla daha net bir şekilde anlamış olduk.MHP yi meslek ve hobi gibi görenler bu kast sisteminin devamından yana mücadele ortaya koydularını müşahade etmekteyiz.Küçük olsun benim olsun mantığının devam ettiğini tekrar fark eyledik.Peki dünyada çoktan çökmüş sistemin devamlılık süresi hiç bitmiyecek mi? sorusuna verilecek cevap ise elbet bitecektir.MHP bu sistem ve nemalananlarından elbet kurtulacaktır.Bu olmazsa olmaz haline gelmiştir.Tabi bu olurken de mücadele gazileri verilmeside kaçınılmaz olacaktır.İşte Mustafa Başkanda (lütfen yanlış anlamasın) bu gazilerimizden biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.Onun için MHP de siyeset bitti demiyorum.Sadece duraksadığını belirtip geçiyorum.
kürşat akyıldız
sırada ne var
Böyle bir karar Mustafa Işık'a zarar veremez ancak Mhp istanbul teşkilatını rahatsız eder malum konular artık daha rahat internet ortamında yayınlanacaktır. Bengütürk tv ile ilgili söylenemeyenler gün yüzüne çıkacak
şerafettin ak
kimse yok mu
Bu asil sesi bu gerçek ülkücünün bu nazik feryadını duyacak kimse yokmu.bu kadarmı sahipsiziz.bu kadarmı vurdumduymaz hale geldik.bu kadarmı nefsimize yenik düştük.hepimize yazıklar olsun.