Bu yazı 18 Mart 2010, Persembe 14:57:05
eklenmiştir. 148 kez okunmuştur.
Yazar : Berat G. ULUALAN
Bugün Türk Milleti’ni Soykırım yapmakla suçlayanlara, bu heykelin altında yazılanlar verilebilecek en güzel mesajdır
İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy,
Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Mısraları ile başlar Çanakkale Şehitlerine adlı destansı şiirine, bir benzeri olmayan savaştır bu.
Yedi iklimi cihanın gelip Çanakkale’de Türk’ün kalbine hançer saplamak isterken, vatanın evlatları çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden Çanakkale için cepheye koştu.
Öyle ki, 1915'te Darül Fünun 1. sınıfta öğrenim gören 2 bin 500 tıbbiyeli, okullarını bırakarak Çanakkale'ye koştu. İki tümen hâlinde Gelibolu'ya gelen gençler, bir Anzak baskını sonucu şehit oldular. Bu nedenle sonraki yıl açılışta siyaha boyanan Darul Fünun, 1921 yılında hiç mezun verememiştir.
Benzer şekilde, Galatasaray, Konya, İzmir Liseleri savaşın olduğu bu dönemde öğrencilerinin vatan savunması için gönüllü olarak cepheye koşması nedeniyle mezun verememiştir.
Savaşı kazandıran, Türk askerindeki yüksek ruhu Mustafa Kemal şöyle anlatmaktadır:
“ Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 m. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiç biri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. İkincidekiler onların üzerine gidiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir korku göstermiyor. Sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrik edilecek bir örnektir.
Emin olmalısınız ki, işte bize Çanakkale Muharebeleri’ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”
Bugün Türk Milleti’ni Soykırım yapmakla suçlayanlara, bu heykelin altında yazılanlar verilebilecek en güzel mesajdır.
MEHMETÇİĞE DERİN SAYGI
23 Nisan 1915 günü Conkbayırında Türkler ve Birleşik Kuvvetler arasında korkunç siper savaşları oluyor. Siperler arasında 8-10 m. mesafe var.
Süngü hucumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyor. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz Yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hiçbir siperden kimse çıkıp yardım edemiyor. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu.
Bu sırada akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı. Arkasından arslan yapılı bir Türk askeri silahsız siperden çıktı.
Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes alamıyor, ona bakıyorduk. Asker yavaş adımlarla yürüyor siperdekiler kendisine nişan almış bekliyordu.
Asker yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden kucakladı, kolunu omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine döndü.
Teşekkür bile edemedik. Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti güzelliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve kahraman askeri Mehmetciğe derin sevgi ve saygılar.
Üsteğmen Cosey
(Sonradan Avustralya Genel Valisi)
Çanakkale’de Türklük ve İslam’ın esaret içine düşmemesi, bu vatanın düşman ayaklar altında ezilmemesi için canlarını veren aziz şehitlerimiz için El-Fatiha...
Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler. (Al-i İmran 169)