Bu yazı 28 Haziran 2010, Pazartesi 02:41:03
eklenmiştir. 208 kez okunmuştur.
Yazar : Musa KÜÇÜK
Küresel Kraliyetin Türkiye için planladığı etnik kimliklerin öne çıkarılması ve iki parçalı bir devlet yapısı planı işlemeye devam ediyor.
Bu planın yerli taşeronu AKP’nin daha önce çıkardığı yasalarla alt yapısını hazırladığı ve “Kürt açılımı” ile hız verdiği uygulamalar anayasa değişikliği yapılarak yasal teminat altına alınmak isteniyor.
Bu gelişmeler yaşanırken Türkiye artık İmralı canisinin muhatap alınmasını tartışarak hazırlanma sürecine girdi.
Toplumun bu konuya dikkatini çekmek için silahlı taşeron PKK eylemlerini artırırken, siyasi taşeronun kalemşörleri de Öcalan muhatap alınsın yazıları ile kamuoyunu bu şok gelişmeye hazırlıyor.
Her devrin Nazlı gülü Kemal Ilıcak’ı kahırdan öldüren Nazlı Ilıcak bu öneriyi Habertürk televizyonunda dillendirerek ilk adımı attı ve işaret fişeğini çakmış oldu.
Ilıcak’ı her tartışma programında şamar oğlanına dönen AKP amigosu Mehmet Metiner izledi.
Metiner’de CNN Türk’te PKK muhatap alınırsa varlık nedenini yitireceğini söyleyerek PKK’nın toprak talebi olmadığını ve muhatap alınabileceğini belirtti.
Tabi bu İmralı canisini muhatap alma önerisi sadece AKP çizgisinde olan gazeteciler tarafından savunulduğunda yeterli etkiyi yaratamayacağı düşünülmüş olmalı ki medya döneği Ergun Babahan devreye sokuldu ve Babahan’da Öcalan’ın etki alanından bahsederek Öcalanın yok sayılmasının bize şehit cenazeleri olarak döndüğünü hatırlattı.
Ve çözümün adresi olarak İmralıyı gösterdi.
Kabul edelim ki Küresek Kraliyet ve taşeronları kafalarındaki planı hazmettire hazmettire uygulamayı beceriyorlar.
Güzel kelimelerle Öcalanın muhatap alınması halinde terör sorunun halledilebileceğini yazıyorlar.
Bu alçaklığa verdikleri isimler de bir başka güzel.
Öcalan’ı muhatap almayı tarihe geçecek liderlerin alabileceğini yazıyorlar.
Tarihe geçecek lider olmak istiyorsak Öcalanı muhatap almalıyız.
Nazlı Ilıcak, Ergun Babahan, Mehmet Metiner, Mustafa Karaalioğlu gibi “vatan” kavramının anlamından yoksun gazeteciler bilmelidir ki dünyanın en zor coğrafyalarından birisi olan bu topraklarda var olmak için bedel ödemek gerekir.
Bu bedel bazen anaların ağlamasıdır, bazen toprağa düşüp şehit olmaktır.
Aksi halde Lidyalılar gibi, Hititler gibi, Asurlular gibi sadece ansiklopedilerden öğrenilen milletler arasında yer alırsınız.
Türk Milleti Bin Yıllık Kardeşliğin devamını arzulamakta bu topraklarda varlığını sürdürmek istemektedir.
Bedeli ne olursa olsun bunları da gerçekleştirecektir.