Bölge ile ilgili raporlardan anlaşıldığına göre, “açılım” Washington’un kontrolünde yürüyor. “AB’den başka hedefimiz yok” açıklamaları, siyasetin güdüklüğünün değil biatın işareti.
“Küreselleşme” adı altında başlayan furyanın hedefi, coğrafyaları AB, Akdeniz Birliği, Ortadoğu Birliği(BOP) kazanına atarak, üniter devlet yapılarından kurtulmak. ABD ve İngiltere kuvvetli yapıları çözmek için bazen “üniter yapıyı bölüyor”, bazen de o yapıdan kurtulmak için birlikler icat ediyor. İnsan fıtratına aykırı oluşumlar geçmişte tutmamıştı, bundan sonra da kabul görmez. “Demokrasi, çağdaşlık” gibi kulağa hoş gelen kavramların içini dolduran, modern mandacılık ve sömürge anlayışı bu yüzyılın açmazı.
TSK, PKK ile mücadelede yetersiz, yerine profesyonel birlik kurulsun, 500 bin kişi ikame edilebilir sözleri, TSK’nin ustaca tasfiyesi. Siyaset düz ovada PKK banileri ile görüşür, Amerikan raporları ile dizayn edilirse TSK ne yapsın? TSK’nin 800 bin mevcudu var. Profesyoneller, TSK’dan farklı ne yapacak?
“Açılımların durması” PKK’yı hareketlendirebilir diyor Barkey. PKK “açılımlar durduğu” için saldırıyormuş. PKK ile açılımın organik ve fiziksel bağının başka anlatımı olur mu? PKK “Kürtlere bağımsızlık” istiyor. Daha doğrusu ABD böyle istiyor. Benzer yapının merkezi Irak’ta kuruldu.
Sırayla gidiyorlar. Neticede “Büyük Kürdistan” hayali var. Var da o istek Amerika’nın bölgede Türkiye ve İran gibi güçlü devletlerin halkından geçit bulamıyor. Ankara merkezli “açılımla” cazibe merkezi oluşturması bu yüzden.
Suriye’nin PKK’yı yıllarca topraklarında muhafaza ettikten sonra, tehdidin kendilerini de kapsadığını görmesi olumlu bir gelişme. Yüzlerce PKK’lıyı “bölücülük” suçlaması ile göz altına alması, Türkiye ile iyi münasebetin neticesi değil kendi bekası için gerekli. İran’da PJAK’a göz açtırılmıyor. Suriye başına geleceği görerek PKK’nın önünü kesiyor.
Irak’ın kuzeyindeki bölge işgal sonrası oluşturuldu. ABD model ortak dediği Türkiye’de “Kürtlerin” devlet tarafından tanınması ile Suriye ve İran’da domino taşı etkisi yapmasını hedefliyor.
* * *
Savaşsız “Büyük Kürdistan” Mümkün mü?
İran’da iç savaş çıkarmak, Türkiye’de açılımla istenileni elde etmek, bölgede sınırları değiştirebilir. Ya da;
1- Türkiye’nin de dahil olacağı olası İran saldırısı sonrası, yeni devletler doğar.
2- Açılımla Kürt etnisitesi tanınarak, doğal mecrasında sonu bağımsızlığa giden adımlar atılır.
3- Kürtlerin kışkırtılması ve isyanı ile Türkiye’den “kendi kaderlerini tayin hakkı” isteyebilirler. İç savaş çıkabilir. Batı duruma el koyarak, BM gücünü G.Doğu ve D. Anadolu’nun bir kısım noktalarına tampon olarak yerleştirir.
Tüm bu senaryolar konuşulur, Türkiye’ye ateşten gömlek giydirme planları yapılırken, OHAL’e gerek yok diyor Başbakan. Gerek yoksa BDP’nin bölücülük yapmasını, halkı kışkırtmasını ve PKK terörünü durdurması gereken iktidardır.
Bunun için yabancı askere, NATO’ya gerek yok. TSK’nin önünü açsın, KRG ile ilişkiyi dondursun yeter.
* * *
Tık Yok...
Sabahattin Önkibar - 01 Temmuz 2010
Deniz Feneri davasına ne oldu?
Olur şey değil, ortada siyasi etkilerden uzak, bağımsız Alman yargısının hükümleri ve suçluların açık itirafları var ama bu davanın Türkiye cephesinden tık yok! Deniz Feneri davasından bahsediyorum.. Sahi ne oldu bu davaya, akıbeti nedir?
Ergenekon gibi bazılarının bin yılın davası dediği bir konuda birkaç ayda her şey halledilirken Deniz Feneri soruşturmasında niçin bir arpa boyu yol alınamadı? İlgili savcılığa birileri baskı mı yapıyor yoksa? Basın neden bu konuda tek satır yazmıyor. Sadece basın değil muhalefet ki özellikle CHP neden bu rezil olayı gündemden düşürüyor?.. Deniz Feneri olayı on tane Ergenekon, yüz tane Ergun Göknel ve İSKİ demektir. Vicdanı olan herkesi bu alçaklığın üstünün örtülmesine isyana davet ediyorum.
Neval KAVCAR
www.2023istanbul.com